26 Şubat 2016 Cuma

Durum raporu

Evdeki durumlar;
Ege dün okul gezisine gitti. akşam vücudu kırık,sızlanarak geldi. sonra ateşi çıktı.ilaçlı,çıplak tedirgin bir geceydi işte.
Sabah Deniz'i zar zor okula gönderdim. Çünkü Ege evde kalınca,o da okula gitmek istemedi. neyse yolladık onu bir şekilde.Ege azıcık bir kahvaltıdan sonra tekrar uyudu. Deniz okuldan gelince evin hareketi de geri geldi.bir koşturmaca,oyuncak kavgası,bunu yemem mızırdanması..
ha bu arada benim işlerim var tabi.
2 sınava çalısıyorum. nedense konular tahminimden zor. testleri bir türlü çözemiyorum. Yarın ingilizce quizim var çalışmam lazım. Aynı zamanda üniversitedeki bölüm başkanımın bana verdiği projeyi tamamlamalıyım.



Hoca telefon açtı,korkumdan cevap vermedim. daha bitmedi proje :(
çocuklar tepemde zıplıyor mu.
susuuuun diye bir bağırmışım.
yatağa yattılar.
uyudular mı?
yoo.
durum bu..
yalancı baharı yaşıyoruz. hava süper sıcacık. al çocukları dışarı gez havası..
ama ben evdeyim. bilgisayar başında,proje çizerken bir taraftan aklım ingilizcede bir taraftan ales'te .. vee
olmuyor ya olmuyor.
haa Emre mi nerede?
Amsterdam'da.. 5 arkadaş eğlenmeye gittiler.
püff ben de istiyorum ya

22 Şubat 2016 Pazartesi

Ege için yeni başlangıçlar

Ege'cik
Haziran 2013'de yüzme kursu ile başladı (5yaşında) 
Ağustos ayında yüzme klubüne başladı.o gün bugündür yazları bir kaç ay verilen tatiller dışında kar kış,soğuk sıcak demeden yüzmeye gidiyor.önceleri haftada 2 gün giderken,sonraki sene 3,bu sene de haftada 4 antreman gider oldu.iyi hoş ben bir programa bağladım götürüyorum da çocuk da isteksizlik başladı.son bir kaç haftadır soğukların da artması ile (havuz suyu çok soğuk diye hep söyleniyordu) resmen sürükleyerek götürüyordum.itiş kakış girdiği soyunma odasında pürneşe çıkıyor.dışarıdan izlediğim kadarı ile de gayet öğretmenini severek ve cok mutlu orada vakit geçiriyor.neyse bir süredir inatlaşıyordum.geçen hafta dayanamadım artık öğretmeni ile konuştum.'kursu bırakıcaz' dedim.ege isteksiz diyorum,yoo derste hiç öyle değil diyor (bu cocugun nazı bana zaten) 'bence bırakmayın ama derslere de tam gelin.gelmediği zaman vücut yavaşlar ve bu da arkadaşlarından geri kalmasına sebep olur.bu da isteksizlik yapar'


İyi de ege'nin en büyük derdi üşümek.son zamanlarda da 30-40 tur yapıyorlarmıs.cok yoruluyormuş.

Tamam 2 hafta daha idare ettim.yine annelik duygularım,vicdanım,'ağlayan ahtapotu' kursa götürmek gibi ikilemlerle,bu sefer kararlı dilekçe yazıcam.önce hocaya haber verdim.

- bırakmayın diyeceğim ama karar vermişsiniz,siz bilirsiniz.ama ege gibi yetenekli bir çocuk bırakmamalı.
- hocam ben de istemiyorum ama cok isteksiz
- belki havalar ısınınca geri gelmek ister
- o zaman çok geri kalmış olmaz mı
- Ege'nin kısa sürede açığı kapatacağına eminim


Tam içim buruk kağıdı imzaladım,beni gören başka bir veli geldi yanıma 
-siz ege'nin annesi misiniz? Ben ege'yi izliyorum hep cok iyi yüzüyor.neden bu kadar emek verip yarıda bırakıyorsunuz.yetenekli çocuk..

Yetenekli ve isteksiz desek :(

Ege'ye dedim başka bir spor seçeceksin o zaman hemen tenis diye atladı.
Bugün deneme yapması için tenise gitti.çantasındaki yedek atlet ve kıyafeti neden götürdüğünü merak etti.'terlersin diye' dedim. ' Oh bee artık üşümeyeceğim,terliycem' dedi.

Ne yapacağımı bilemiyorum.ailenin istikrarı mı,çocugun kararı mı? 

Havalar bir ısınsın yine düşünürüz...

9 Ekim 2015 Cuma

ilk keskin duygular

Bu çocuk çok üzgün..kalbi kırık uyudu bu gece. Onunla dertleştik ve yanımda uyumasına izin verdim. 'Düşündükçe üzülüyorum annecim' diyordu.
Dün sabah neşe içinde okula gitti. Bugün sınıf başkanı seçimi var dedi. Sen aday olucak mısın? dedim. Daha aday ne demek bilmiyor. Olurum tabi çok basit sınıf başkanı olmak dedi. İstekliydi. Tahmin etmiyordum istekli olacağını.Şaşırdım. Hırslı bir çocuk olduğunu biliyorum. Bazı konularda kaybedeceğini tahmin edip oyunlara katılmaz bile,öyle bir düşüncesi vardır.
Akşamüstü okuldan geldi.Hiç aklıma gelmemiş sormak. Yüzmeye gittik,oradan arkadaşlarla buluşup tesislerde oturduk,yedik içtik oynadık. Geç saat eve geldik. Tam eve girmek üzereyiz. 'Bugün sınıf başkanı Zafer Batu seçildi' dedi.
Ben çok üzgünüm. Oylama yapıldı.Zafer Batu'nun 4 oy benim 1 oyum çıktı dedi. Diğer adayların da 1 oyu çıkmış zaten.Kendilerine oy verebiliyorlarmış. Yani sadece kendi oyu var. Yanında Nazım Efe'de Zafer Batu'yu yazmış. Yazarken görmüş.Geçen sene de Zafer Batu'ymuş sınıf başkanı. Çok saçma neden hep onu seçiyorlar. Bir umudu varmış,seçileceğini tahmin etmiş.Başarısızlık çok üzmüş onu.
Okulda içime ağladım dedi
Sonra yüzmede ağlayayım demiş,nasılsa suda ıslak kimse farketmez diye.
Okulda üzgünmüş,tam unutmuş,yüzmede de Zafer Batu'yu görünce tekrar aklına gelmiş acısı. Bugün Zafer Batu ile konuşmak istemedim dedi. O benimle konuştu,ben konuşmadım.
Yüzmeden sonra arkadaşları ile oynarken unutmuş. Sonra eve gelirken yine hatırlamış.
Bana anlatırken gözleri doldu. İlk defa Ege ile gerçek anlamda dertleştik. Anlattı anlattı. Duygularını anlatmasına izin verdim . Kıskandın mı dedim. Korkarak 'evet ' dedi. Biliyor musun ben de bazen kıskanıyorum bazı kişileri dedim.bu çok doğal.
Şimdi uyumak istiyorum. bana başkanlığı hatırlatacak şeyler söyleme dedi.
hüzünlü hüzünlü uyudu.
Bugünü buraya not ediyorum. Ege'nin ilk gerçek duyguları..
9 Ekim 2015 Cuma

Günler nasıl geçiyor


   Her eylül,daha doğrusu her okul başlangıcı yeni bir rutin oluşturmak demek..
Yaz boyu şuursuzca gezdiğimiz,plansız,saatsiz,uykusuz ve bol yorulmalı tempo artık bitiyor.Yavaş..saatlerin önemli olduğu bir hayata geçiyorsun.
Yaşlanıyoruz be günlük.Ben miydim planlı yaşayan.. evet üniversite günlerini özledim,ama o zaman da kıymetini bilememiştim.Şimdi geçmişe bakınca anlıyorum güzellikleri.
Neyse buraya şükür ettiğim bir cümle yakışır.Açıkçası şu bir kaç senedir tadını çıkarıyorum. Bol bol yumuşak yanak öpüyorum.Minik ayak koklayıp 'ıyyy kokmuşş' esprisi yapıyorum (tekrar tekrar yapsam da kıkırdar karşımdaki bilirim)
    Size yeni düzenimi anlatayım mı?
Sabah 07:15'de uyanıyorum. Önce bir kendimi ayıltıyorum. Şöyle bir evde geziniyorum,pencere açıp güzel havayı kokluyorum. Aa bugün de güneş ne güzel doğmuş falan diyorum.O açtığım camdan giren güneş direkt minik oğlanın gözüne geliyor. Böylece bir ışık oyunu ile uyandırıyorum. Büyük oğlan zor uyanıyor. Küçük kıpırdanırken yok bacağını,yok kolunu,yok tüm vücudunu abisinin üstüne yatırıyor.Ve Ege'de uyanmış oluyor. Tabi yataktan kalkmaları biraz zor oluyor. Bıdık hemen kalkıyor da. 5 parmağını gösterip bugün de okul,3 okuuul sonra 2 tatiiil diye sayıyor haftasonuna kaç gün kaldığını.
Ege biraz sürünüyor.Yataktan ayaklarını tutup çekiyorum,biraz 'hadiii' li bir kalkış töreni oluyor. Hepimiz giyinip aşağı iniyoruz. Ege'nin kahvaltısını hazırlıyorum.O yerken biz Deniz ile okuluna gidiyoruz. Sohbet ederek gayet mutlu gidiyor. 10 dk.da dönüyorum okuldan. Ege büyük ihtimal kahvaltısını bitirmemiş oluyor. Bir 'hadii' de o zaman patlıyor. Sonra bir hızlandırılmış çekim gibi ceketini giy,çantanı tak hadii servis geldi falan. Ohh bunu da yolladık. Evde kaldı 1 Turgut. O da bu sıralar mevsim geçişi,ince giyinme nedeniyle grip oldu. Emre'ye bahçeden taze kekik kesip limon bal gibi bir çay yapıyorum. Yanına küçük bir tost ya da kek dilimi. Başucunu servis yapıyorum (Allahım ne kadar da ideal bir eşim :) Onu da gönderdim mi işe ohh ev bana kaldı. Şimdi kalan 3 saatlik yalnızlığımda o uzuuun süredir planladığım işlerimi yapmalıyım. Hımmm o kadar çok ertelediğim işim var ki,o mu bu mu derken hiç birşey yapamadan Deniz'in okuldan alınma saati gelmiş oluyor zaten.
12:30'da Deniz'i alıyorum. okuldan çok açç geliyor. Hemen yemek yediriyorum,biraz tv oyun sonra da uyutuyorum zaten. O uyurken o çok istediğim planımı yapayım diyorum ki başka şeylere dalıp yine işimi yarım bırakıyorum. (ne olacak benim şu düzensiz yaşamım) Ege'nin kapıyı çalmasıyla (16:45) Deniz uyanıyor. İşte o an sonrasında resmen hızlı çekime geri dönüyoruz. Okuldan deliler gibi aç gelen çocuğa süt kurabiye,biraz dinlensin,'hadii çocuum ödevini yaaap'. Yemek ne yapsam acaba (acele acele düşünmeler). Hızlı hızlı tencere karıştıma.Bazen başarılı bazen benim bile beğenmediğim yemekler. (şu yemek yapma işini kaç yaşında sevicem acaba) Yemekten sonra saat zaten 20:00 olmuş oluyor. Uyku öncesi rutini (diş,pijama,wc) Hadi Ege bize kitap oku (16 sayfalık kitap ağır ağır kaç dakikada okunur) sonra da ben onlara sevdikleri bir kitabı okuyorum. Öpücük öpücük aşırı sarılma (uyumama bahanesi 'aa babamı sol yanağından öpmedim,beni az öptün,kapıyı aralık bırak') sonra ışıklar kapanıyor. OHHH!
Emre'nin yanına gidiyorum. (nihayet buluştum koca ile) enn bi sevdigim National Geo. belgeselleri. Saniyede 4 bebek,temizlik hastaları,Amişlerin yaşamı,Özgür yaşa falan varsa tvde değmeyin keyfime. biraz seyredip,biraz telefon karıştırıp uykuyu getiriyorum.
OHH çok şükür bugün de bitti 
:)

28 Eylül 2015 Pazartesi

E heralde 2 çocuğum var

 Bir çocugumun ne müthiş bir ilk okul günü olduğunu söyleyip, diğerini pas geçmek ayıp olurdu sanırım

Deniz'in okula alışması daha güç diye,aileyi gruplara böldüm. Geçen sene kapı kapı dolaşıp Emre ile çocuklarımızı okula götürmüştük.
Bu sene buna pek imkan yoktu.
Ben zor olanı aldım: Deniz..
Annem ve babama da Ege'yi verdim.
2. sınıf olan Ege,sınıfına teslim edilip bir ihtiyacı var mı diye kontrol edilmesi yeterliydi.

Yine de bir sürü tören olmuş,tanışmalar,beklemeler. Annem ile babam baya vakit geçirmişler.


Ben Deniz'in yanından azat oldugumda ,Ege derse yeni girmişti. Hafifçe kapıyı çalıp çocukları görüp,öğretmenimize başarılar diledim.
Ege bugün için arkadaşlarına hoşgeldiniz hediyesi dagıttı (küçük şekilli silgiler). Hemen bana onun raporunu verdi.Öptüm ayrıldım yanlarından.Hepimiz için güzel bir okul yılı olur inşallah

okul sorunsalı çözdük

Şu akıllı Deniz var ya..
Evet onlar benden daha akıllı,beni parmaklarında oynatıyorlar.
Geçen sene allem edip kendini okuldan aldırttı.
Bu sene çok çalıştık; 'mum üfleyince,büyünce,abi olunca,Ege okula gidince..' okula gideceksin tamam mı?

Fahri Akçakoca'ya yarım gün gidecek. sabah 8-öğleyin 12:30


Bütün sene beyin yıkamalar boşa çıkacak gibiydi.Sabah çok ağladı. Yatağı ile komidinin arasına oturup hıçkıra hıçkıra ağladı. (keşke o anı da fotograflasaydım).
Gözyaşları nasıl akıyor,onu tshirtü ile silicem diye uğraşıyor. Hem ağlarım hem giderim modunda. Biliyor çünkü söz verdi bir kere.


Hem Tuğra'da var sınıfında..
Sınıfta ağlamaya devam. Önce sınıftan çıkarmadı,sonra 'dışarıdaki sanyalyeden ayrılma' dedi.
Tuğra geç geldi. O zaman kadar hüzünlü hüzünlü oyun oynadı (oynayamadı)
Yukarıdaki fotografta ağlarken 'gülümse Deniz' dedim ya. Eğreti bir gülüş :(


Vee Tuğraa geldii..
Bitti..İnanmazsınız ama bitti. 
Buymuş yani,sınırı,dönüm noktası.
Ben sandalyede oturmaya devam ederken geldi ve 'sen artık git' dedi. Ben nasıl mutlu ve için huzurlu ayrıldım oradan bilemezsiniz.


Bu öğle yemeğine giderken (gizli çekim) pek mutlu değil mi? yoksa kuralları algılamaya mı çalışıyor çözemedim


 Vee okul çıkışıı :)


Bu da videomuz.

Büyük dedemin mirası bu güzel okulda torununun torunu da okuyor,Ne büyük şükür :)



13 Eylül 2015 Pazar

Tatlı kalpli'min doğumgünü

Güzel kalpli abim,Herşeyin en iyisini hakeden abim. Seni seviyorum. İyi ki varsın.
Nice senelere