27 Ekim 2010 Çarşamba

stand by ege ..

bozduk cocumun ayarını,kıyamam..
cuma günü koleje fotograf çekimine götürdüm,içeri girerken saldırdı öğrenciler,öp öp..
akşama egoşun burnu tıkanmıştı.
alelacele tedavi etme girişimleri,
ertesi sabah erkenden yollara düştük izmir-Disney diye..
Tüm gün yoruldu tabi..
dönüş yolunda burun iyice dolu,horluyordu.
pazar günü zor geçti ana-baba bizim için,emre tıbbını kullanarak yeni ilaçlar üretti..
gece ateş başladı,ilaç içmez inatçı BOĞA..
Israr,anlatmalar,kandırmalar.. ı ıhh..
zorlamayla içirmeye çalıştık,yarısı dışarıda.
o kadar cok güç uyguladık ki(yine de onun deli kuvvetini yenemedik) cocugumuzun yüzünü morartık..
gece görünce yüzünü,anladım bu gidişat morarıcı..
uyuyamadım,başında yüzüne bakıp bakıp ağladım..
sabah acı gerçeği gördükçe daha da çok böğürdüm.
nefes alamamaktan şişen yüzüne bir de göz altı morluğu eklenmiş,dudakları ağızdan nefes almaktan çatlamış,kanamış,ses kalınlaşmış.
tipi kaymış garibimin ya..
halsizlikten konuşmuyor,o bıcırık gitti,bambaşka bişey geldi.
doktora gittik hemen,bogazı şişmiş,ama iltihap yok.
şurup içmediği için,iğne olucak,İLK ANTİBİYOTİKimiz,sonrada yiyeceklere karıştırlacak şase..
bugun üçüncü günümüz. iyileşiyor mu anlayamadım.
az önce ateş düşürücü fitili verdik. o hala benim ağzıma ilaç vermeyin diyordu..
"doktoru dövücem" diyerek tehditler başladı,baloncuklu yeşil sümüklü,neşesiz,bol uykulu,ataşlenmesin diye yarı çıplak bir cocuk yatıyor salonda..
baktıkça gözlerim doluyor.
bir daha her istediğini yapıcam diyorum,seni böyle görmeye kıyamıyorum..

Hiç yorum yok: