27 Ağustos 2011 Cumartesi

artık anlatma zamanı.. bölüm 1


yine benzer bir fotograf..
3 sene sonrasında yine yüzüme nur inmiş..
sancılı ama huzurlu bakışlarla saatlerin geçmesini bekliyorum..
dogum öncesi bu..
el yüz şişmiş,başka zaman yapamadığım bir ifade..

sabah kahvaltı sırası,emre ben ve ege.. ev halkı dışarıda. telefon çalıyor bakıyorum,bir yakının ölüm haberi geliyor.. anında kafamda şu düşünce 'acaba ben bugun mu doğum yapıcam'..
hep bu haberler ardarda geliyor sanki.
sonraki 'nişan' ile gün içi planların tamamen değişmesini biliyorsunuz. doğalgaz abonesi olcaktım o gün ben,göz muayenesine gidecektim o gün ben.. karıştı planlar..
doktor'un o itici koltuğunu yattım ve yeni bir başlangıcın başladığını anladım.
doktorum şöyle dedi;
doğum başlamış,ama bugun de olabilir 1 hafta sonra da..
kapıdan çıkarken 'dinlenmene gerek yok,gezip dolaşmak serbest'
ben telefonla herkese haber veriyorum,en cok an be an Seçil'e.. o sabırsızlıkla bekliyor beni..kamerası kapının yanında,Duru birine bırakılmaya hazır..
bende bir havalar 'daha öncede böyle olmuştu kaç hafta sonra dogum oldu,heyecanlanmayın'
seçil diyor ki 'bak saat kaç olursa olsun ara beni hemen geleyim'
amaaan seçil gece yarısı da doğum mu olurmus,sabah gider güpgüzel dogumu yapar çıkarız.
dogumun ne zaman olacağına dair tahminler uçuşuyor..
annem yine kehanette gece olur bu. zaten ben daha doguma çok var dedikçe her seferinde lafımı düzeltip 'görürsün sen 10 gün önce' diyordu.
doktor dedi ya bize yürü ya kulum. eve girmek yok. ege'de Gülsen annem'de.
*bebek şekerlerine kurdela lazım hadi inci'ye
*karnımız acıktı şurda bir pizza mı yesek
*emre'ye ugrayıp anlatmalıyız olanları
*of yollar nasıl bozuk,şurdan atlayarak park yerine gidelim
*kaşlarım çok kötü,suna'ya uğrasak
*forum'a gitsek,şu hediyeyi değiştirsek
(yavaş yavaş yorgunluk başlar,buldugum koltuğa oturmak istiyorum)
*aa accesorize'da indirim var
*şu paşabahçe'ye bişey sorucam...
*Gülsen anneme ugrayıp bi dinlensek
ohh buz gibi karpuz..
saat 5 oldu,hadi bi daha doktor'a
sancı var mı sancı?yoo,yani arada sızlıyor ama uzun süreli ve cok acılı değil..
acaba ben mi bilemiyorum,kendimden şüphe ediyorum..
*hadi şuradan ceca'ya hediye alalım.bir tane de mor bileklik bana,dogumda bana ugur getirsin
bir sancı hissettim ama dur dakika tutayım mı,bu sancı mı.. annem yine kasisler arası uçurarak geçiriyor beni.. seçil'e şikayet telefonu; "annem yüzünden sancı mı,yoksa acı mı anlamıyorum"
hah sanırım bu sancıydı,
annem:ece şurda bir dondurma mı yesek..
ya annecim bir odaklan şu olaya artık.
eve gelip dinlenmek istiyorum,yemek vakti emre gelip alıyor beni Gülsen annemlere yemeğe gidiyoruz..
evet yemek sırasında sancılar kendini hisettiriyor artık,ama çaktırma...
yemek biter bitmez Nazlı'lara gidiyoruz. benim dogum olmadan son bir toplanalım diyoruz.ege ece ile oynuyor,onunl ilgilenmeme gerek yok.
bahçede oturmuş,ıphoneların kronometresiyle dakika tutuyoruz.11 dakika ortalama..
*dur bakayım şu sandalyeye geçince ortalama uzayacak mı..
*ay ece doguru moğurusun ben bir çay koyayım,şu kurabiyeden de ye,aç karnına gidilmez
*şu demirhindi şerbetini de iç bakayım
*gül;aaa daha fazla dayanamıcam ya,emre götür şu kızı hastaneye

kaygısızca gezerken suyum patladı mı,yoksa arabada mı doğum yaptım,çığlık çığlığa mı çıktım evden..
biraz merak edin,onu da ikinci bölümde anlatıcam :)

Hiç yorum yok: