29 Şubat 2012 Çarşamba

kıskançlığın tersi nedir?

ege ile kıskançlık krizini teğet geçtik.
rahatız. hatta ben bunları yazarken Deniz ile ege fotograftaki pozisyonda odalarında takılıyorlar. arada Ege'den oyuncaklarını konuşturma sesleri,Deniz'den gülme efektleri çıkıyor.
oyuncak paylaşımı süper değil.Zaten deniz bebek oyuncakları oynuyor ama ağlama anlarında Egeninkilerden birini verirsem anında elinden alınıp,ben ona bebek oyuncağı vericem deniyor.yazık birisi oyuncğını kaybettim diye ağlamasıyla kalıyor.
dışarıda birisi görsün ve 'kıskanıyor mu' desin,anında ege'nin tepkisi söyle oluyor: kardeşinin üstüne abanıp onu cılgınca seviyor.
deniz cogu zaman hoşlanıyor ama istemediği zaman da 'ann nieeh' diye bağırarak yardım istiyor.
herşey güzel hoş de cok sevmek de kötü. evde çogu zaman şu cümle kuruluyor; 'deniz'in elini bırak,deniz'i sıkıştırma'.
elini tutmadan yan yana oturmaları imkansız. uyumadan önce 'deniz'de benle uyusun' diye bi posta mutlaka ağlıyor
hastalık konusuna hiç girmiyorum. ege hasta ise deniz de hasta.
ama Deniz Ege'ye hayran.
Ege geçen gün ağlıyor ; deniz büyümesin,ben onu çok seviyorum
Deniz'e yeni  isimler koyuyor. mesela tatlı fasulye ya da ekşi biber bir de göbüş
aralarındaki iletişim güzel ama hareketli günler geçiyor kabul ediyorum.
evden çıkarken bir telaş,Ege'yi okuldan alırken kucağımda Deniz var diye Ege'nin nazlanması ve mutlaka benim giydirmemi istemesi..zor anlar
yine de 2 cocukla evde keyif yapabiliyorum.
ya da akşamları 9'dan sonra emr ile tv izleyebiliyorum. bu hamileliğim sırasında ulaşılmaz birseymiş gibi canlanıyordu gözümde. olabiliyormuş.
mesela her hafta tiyatroya gidebilmek..
yani süper bişey.
bekarlar için ne basit bir eylemken benim için mucizeye dönüşmesi.
neler düşünüyorum ya:)

Hiç yorum yok: