21 Şubat 2014 Cuma

kod'lanmış bir kere

dediler..oy çok tatlı aynı seen.
e hani?
büyüdükçe genetiği kodlanmış yerini buluyor.
bu nasıl baskın bir gendir anlamadım.
kendisi baskın,genetiği baskın adam :)
doğdugunda da böyleydi bu. dogum sonrası yanımdaki beşiğe dogru kafamı çevirdim ve Emr'nin kahkülleri düzgünce kesilmiş küçük kafalı haliyle karşılaştım.
yine de insanın içinde bir umut oluyor ya.
huyu bana benzer..
büyüdükçe titizliği,özeni,davranışlarının da benzer olması şaşırtmaya başladı.
ilk şöyle farkettim sanırım. daha mini minicikken ahşaptan dikdörtgen blokları domino tasları gibi bir titizlikle yan yana dizmişti. hatta fotografını da çekmiştim,bulsam koyayım.
sonra gitgide eşyalarına değer veren,oyuncak kaybetmeyi sevmeyen,sahip çıkan (misafirlikten kalkarken fellik fellik oyuncak aradığımı çok iyi bilirim) bir çocuğa dönüştü.
güzel giyinmeyi sever,bir tarzı vardır,artık alışverişlerde kendi seçiyor ve çok da zevklidir.mesela en son aldığı atkıyı arada ben de kullanıyorum :) geçen gün öğretmeni telefon açtı ege bugün cok üzgün diye. nedenide gömlek-pantalon giymiş olması. halbuki gömleğin içine tshirt giyip ,gömlek kollarını kıvırıp önünü açmak istiyormuş.
okulda özenerek ve düşünerek yaptığı için resimleri,ödevlerini en son tamamlayan o oluyor hep. yine geçen gün birkaç arkadaşı oturdu resim yapıyor. herkeste bir hayaller,bir renkler. hop resimler bitti oyuna geçildi. bizimki hala masa başında. 'ege daha çok var mı bitmesine' az kaldı diyor ve bir baktım koca sayfanın köşesinde küçücük birşey var sadece. 'egecim bu ne?' akdağ keçisi!  o ne ki? siyah kalemle çizmiş ama detayları görmelisiniz kulak,tüyler,kuyruğun uzunluğu falan ince ince çizilmiş.
zaten resim kursundaki öğretmeni de o şekilde yönlendirmişti .kara kalem üzerinde yoğunlaşacak,detay çizmeyi seviyor. kalın uçlu boyalar ege'ye göre değil.
bir çok oyuncağı kutusuyla saklar.(emr'nin bilgisayar kutuları gibi)
daha iki yaşında falandı sanırım. çok kötü hastalandı,Emr mutlu olsun diye uzaktan kumandalı Buzzlightyear aldı.uzun süre oynamadı,bizim vestiyerde yeri,arkadaşları gelince kapak açılıp gösteriliyor,fazla oynanmıyordu. hala da öyledir. bütün oyuncaklarının arasında durmaz ayrı bir dolapta durur. o dolap açılmazsa da oynamak akla gelmez.
yemek konusunda da takıntılıdır. sevdiği tatlar vardır. haşlanmış yumurtanın pişme seviyesinde hasasstır (biz her pazar Emr ile niye kavga ediyoruz sanıyorsunuz..aynı babası işte)
bir yemeği ertesi gün yemez.
akıllıdır. beni şaşırtan laflar eder.
bir gün arabayla bir yere gidiyoruz.o bana doğru yolu gösterdi.gerçekten o yol daha kestirme olucak. 'teşekürler annecim,iyi ki söyledin,buradan gideyim 'dedim.
cevaba bak;
sen benim kafam boş mu sanıyorsun. bu kafa akılla dolu akılla.!!
sonuçta huydur çeker..
ben doğduğu gün çakmışım da tam vakıf olamamışım

2 yorum:

kececin dedi ki...

Aman Allahımmm ne büyük keyiftir onunla zaman geçirmek. Okurken kendimden geçtim :) Allah bağışlasın.

kececin dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.