9 Ekim 2015 Cuma

Günler nasıl geçiyor


   Her eylül,daha doğrusu her okul başlangıcı yeni bir rutin oluşturmak demek..
Yaz boyu şuursuzca gezdiğimiz,plansız,saatsiz,uykusuz ve bol yorulmalı tempo artık bitiyor.Yavaş..saatlerin önemli olduğu bir hayata geçiyorsun.
Yaşlanıyoruz be günlük.Ben miydim planlı yaşayan.. evet üniversite günlerini özledim,ama o zaman da kıymetini bilememiştim.Şimdi geçmişe bakınca anlıyorum güzellikleri.
Neyse buraya şükür ettiğim bir cümle yakışır.Açıkçası şu bir kaç senedir tadını çıkarıyorum. Bol bol yumuşak yanak öpüyorum.Minik ayak koklayıp 'ıyyy kokmuşş' esprisi yapıyorum (tekrar tekrar yapsam da kıkırdar karşımdaki bilirim)
    Size yeni düzenimi anlatayım mı?
Sabah 07:15'de uyanıyorum. Önce bir kendimi ayıltıyorum. Şöyle bir evde geziniyorum,pencere açıp güzel havayı kokluyorum. Aa bugün de güneş ne güzel doğmuş falan diyorum.O açtığım camdan giren güneş direkt minik oğlanın gözüne geliyor. Böylece bir ışık oyunu ile uyandırıyorum. Büyük oğlan zor uyanıyor. Küçük kıpırdanırken yok bacağını,yok kolunu,yok tüm vücudunu abisinin üstüne yatırıyor.Ve Ege'de uyanmış oluyor. Tabi yataktan kalkmaları biraz zor oluyor. Bıdık hemen kalkıyor da. 5 parmağını gösterip bugün de okul,3 okuuul sonra 2 tatiiil diye sayıyor haftasonuna kaç gün kaldığını.
Ege biraz sürünüyor.Yataktan ayaklarını tutup çekiyorum,biraz 'hadiii' li bir kalkış töreni oluyor. Hepimiz giyinip aşağı iniyoruz. Ege'nin kahvaltısını hazırlıyorum.O yerken biz Deniz ile okuluna gidiyoruz. Sohbet ederek gayet mutlu gidiyor. 10 dk.da dönüyorum okuldan. Ege büyük ihtimal kahvaltısını bitirmemiş oluyor. Bir 'hadii' de o zaman patlıyor. Sonra bir hızlandırılmış çekim gibi ceketini giy,çantanı tak hadii servis geldi falan. Ohh bunu da yolladık. Evde kaldı 1 Turgut. O da bu sıralar mevsim geçişi,ince giyinme nedeniyle grip oldu. Emre'ye bahçeden taze kekik kesip limon bal gibi bir çay yapıyorum. Yanına küçük bir tost ya da kek dilimi. Başucunu servis yapıyorum (Allahım ne kadar da ideal bir eşim :) Onu da gönderdim mi işe ohh ev bana kaldı. Şimdi kalan 3 saatlik yalnızlığımda o uzuuun süredir planladığım işlerimi yapmalıyım. Hımmm o kadar çok ertelediğim işim var ki,o mu bu mu derken hiç birşey yapamadan Deniz'in okuldan alınma saati gelmiş oluyor zaten.
12:30'da Deniz'i alıyorum. okuldan çok açç geliyor. Hemen yemek yediriyorum,biraz tv oyun sonra da uyutuyorum zaten. O uyurken o çok istediğim planımı yapayım diyorum ki başka şeylere dalıp yine işimi yarım bırakıyorum. (ne olacak benim şu düzensiz yaşamım) Ege'nin kapıyı çalmasıyla (16:45) Deniz uyanıyor. İşte o an sonrasında resmen hızlı çekime geri dönüyoruz. Okuldan deliler gibi aç gelen çocuğa süt kurabiye,biraz dinlensin,'hadii çocuum ödevini yaaap'. Yemek ne yapsam acaba (acele acele düşünmeler). Hızlı hızlı tencere karıştıma.Bazen başarılı bazen benim bile beğenmediğim yemekler. (şu yemek yapma işini kaç yaşında sevicem acaba) Yemekten sonra saat zaten 20:00 olmuş oluyor. Uyku öncesi rutini (diş,pijama,wc) Hadi Ege bize kitap oku (16 sayfalık kitap ağır ağır kaç dakikada okunur) sonra da ben onlara sevdikleri bir kitabı okuyorum. Öpücük öpücük aşırı sarılma (uyumama bahanesi 'aa babamı sol yanağından öpmedim,beni az öptün,kapıyı aralık bırak') sonra ışıklar kapanıyor. OHHH!
Emre'nin yanına gidiyorum. (nihayet buluştum koca ile) enn bi sevdigim National Geo. belgeselleri. Saniyede 4 bebek,temizlik hastaları,Amişlerin yaşamı,Özgür yaşa falan varsa tvde değmeyin keyfime. biraz seyredip,biraz telefon karıştırıp uykuyu getiriyorum.
OHH çok şükür bugün de bitti 
:)

Hiç yorum yok: